Ankara- İstanbul'da yaÅŸanan davaya konu olayda, 10 yıllık evli bir çift çocuklarını kaybetti. Çocuklarının ölümünün ardından evine yeterince ilgi göstermeyen koca, dışa dönük bir hayat yaÅŸamaya baÅŸladı ve eÅŸine boÅŸanma davası açtı. Bakırköy 7. Aile Mahkemesi, boÅŸanma davasını reddedince çift ayrı yaÅŸamaya baÅŸladı.
Kadın ise tekstil iÅŸinde aylık 680 TL maaÅŸla çalıştığını belirterek, tedbir nafakası talebinde bulundu. Bakırköy 7. Aile Mahkemesi ise kadının maaÅŸlı bir iÅŸte çalıştığı, davalı kocanın ise polis memuru olup baÅŸkaca geliri bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verdi. Karara itiraz edilence dosya Yargıtay'ın gündemine geldi.
Temyiz talebini kabul eden Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, kadının gelirinin bulunmasının veya emekli olmasının gelirinin kocasıyla denk veya daha fazla olmasının kocayı ortak giderlere katılma yükümlülüÄŸünden kurtarmayacağına hükmederek yerel mahkemenin kararını bozdu. 3. Hukuk Dairesi kararında, Türk Medeni Kanunu'nun 197. maddesinde yer alan "ayrı yaÅŸama hakkı olan eÅŸin diÄŸer eÅŸten tedbir nafakası isteyebilir" hükmüne atıfta bulunarak, kadının ayrı yaÅŸama hakkına dayalı olarak tedbir nafakası istediÄŸine dikkat çekti.
Tedbir nafakasının niteliÄŸi ve yasal düzenleme gereÄŸi kocanın, ev giderlerine gücü oranında katılmak zorunda olduÄŸunu ifade eden Daire, evlilik birliÄŸinin korunması ve devamını saÄŸlamak için eÅŸlerin asgari ölçüde uyması gereken bazı yükümlülükler ve karşılamaları geren bazı ortak giderler bulunduÄŸu belirtildi. Bu giderlere kira parası, yakıt parası elektrik, telefon ve su parası gibi ödemeleri örnek gösteren Daire, giderlere katılmada eÅŸlerin maddi güçlerinin esas alınması gerektiÄŸi kaydedildi.
"Kadının geliri bulunması emekli olması gelirlerinin davalıya denk olması hatta davalının gelirlerinden daha fazla olsa bile kocayı ortak giderlere katılma yükümlüÄŸünden büsbütün kurtarmaz" diyen Daire, davacı kadının belirli ve sürekli bir gelirinin olmasının, tedbir nafakası baÄŸlanmasını engelleyici bir hal olarak deÄŸerlendirmedi.
Yerel mahkemenin, eÅŸlerin birlikte yaÅŸarken sürdürdükleri hayat seviyesini ayrı yaÅŸamaları halinde de korumaları gerektiÄŸine dikkat çeken kararında "Davalının açtığı boÅŸanma davasının reddedildiÄŸi davadan sonra tarafların bir araya gelmedikleri davalının birlikte yaÅŸamı yeniden tesis etmek için herhangi bir giriÅŸiminin olmadığı dolayısıyla davacının ayrı yaÅŸamakta haklı olduÄŸu anlaşılmaktadır. Hakkaniyete uygun bir miktarda nafakaya hükmetmek gerekirken istemin tümden reddi doÄŸru olmayıp bozma nedenidir" denildi.
Yargıtay’ ın bu konuda önceki yıllara ait aksi yönde kararlara imza attığı da bilinir; fakat son verilen bu kararın yerinde ve kadınları gözeten bir karar olduÄŸunu düÅŸünüyorum. Kadınların her halde ve her koÅŸulda çalışmasından yana biri olarak, boÅŸanma davası gibi bir süreçten geçen her kadının üzerindeki tabiri caizse o “ölü toprağını” atması için oyalanacağı bir iÅŸi olması gerektiÄŸi kanısındayım. Fakat mazide kalan yaÅŸanmışlık ve yıpranmışlık payı adına da, kocanın maddi anlamda elini ayrıldığı ya da boÅŸandığı eÅŸinin üstünden çekmeden ortak giderlere katılması da, gayet olumlu…